"Hayatlarını kendileri idame ettiremeyecek yorgunlukta, 70' li, 80' li hatta 90' lı yaşlardaki amcalar ve teyzelerin, günlük ihtiyaçlarının karşılandığı bir yer huzurevi. Hayatı, zamana bağlı -t² + c fonksiyonu gibi düşünecek olursak görülüyor ki; yaşam süresi ikinci kez sıfıra yaklaştığında insanlar da tekrardan çocuk gibi davranıyorlar. Çocuk yaşlarda görülen heceleyerek konuşmalar ya da aynı sözü birçok kez tekrarlamalar ve sormalar, küçük hediyelere içten sevinmeler, basit konularda kıskançlıklar vb. davranışlar bu yaşlarda da görülüyor. Huzurevinde sanki bu kuramın doğruluğuna şahit oluyoruz."
Türk Telekom' um duyarlı etkinliği vesilesiyle huzur evini ziyarete gittik. Yaşlıların, kimsesizlerin gönüllerini almak, kısa bir süreliğine de olsa yalnızlıklarını unuttutmak, onları sevindirmek amacıyla düzenlenmiş bir etkinlikti. Telekom personelinin yoğun ilgi gösterdiği bu etkinliğin fazlasıyla amacına ulaştığını söyleyebilirim.
Kalplerde uzun yılların biriktirdiği acılar, sevinçler, endişeler, üzüntüler, neşeler, korkular, pişmanlıklar daha ne varsa hepsi yüzlerine yansımış. Yüzlerdeki her kırışıklığın, dudaklardaki burukluğun, gülümsemenin, gözlerdeki, kaşlardaki yorgunluğun, bitkiliğin, akıllarındaki düşüncelerin derin anlamları var. Kısa sohbetlerimizde bütün bu yüz ifadelerine tanık oluyoruz.




Her bir yaşlıya üzerinde ismi yazan baston takdim ediyoruz. Bazıları eski bastonlarını hemen bırakamasalar da bizlere dualar, teşekkür ediyorlar, çok seviniyorlar. Sevinçleri elmacık kemiklerinden okunuyor. Fasıl eşliğine güle oynaya zaman geçiriyoruz.

















Kısa süren ziyaretimizin ardından bizleri dış kapıya kadar ayakta ve güler yüzleriyle uğurluyorlar. Bizler de bu huzurlu ortamdan huzur içinde ayrılıyoruz.


Türk Telekom' um duyarlı etkinliği vesilesiyle huzur evini ziyarete gittik. Yaşlıların, kimsesizlerin gönüllerini almak, kısa bir süreliğine de olsa yalnızlıklarını unuttutmak, onları sevindirmek amacıyla düzenlenmiş bir etkinlikti. Telekom personelinin yoğun ilgi gösterdiği bu etkinliğin fazlasıyla amacına ulaştığını söyleyebilirim.
Kalplerde uzun yılların biriktirdiği acılar, sevinçler, endişeler, üzüntüler, neşeler, korkular, pişmanlıklar daha ne varsa hepsi yüzlerine yansımış. Yüzlerdeki her kırışıklığın, dudaklardaki burukluğun, gülümsemenin, gözlerdeki, kaşlardaki yorgunluğun, bitkiliğin, akıllarındaki düşüncelerin derin anlamları var. Kısa sohbetlerimizde bütün bu yüz ifadelerine tanık oluyoruz.




Her bir yaşlıya üzerinde ismi yazan baston takdim ediyoruz. Bazıları eski bastonlarını hemen bırakamasalar da bizlere dualar, teşekkür ediyorlar, çok seviniyorlar. Sevinçleri elmacık kemiklerinden okunuyor. Fasıl eşliğine güle oynaya zaman geçiriyoruz.














Kısa süren ziyaretimizin ardından bizleri dış kapıya kadar ayakta ve güler yüzleriyle uğurluyorlar. Bizler de bu huzurlu ortamdan huzur içinde ayrılıyoruz.
