portre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
portre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2010 Pazar

Pazar Gezintisi - 1

"Pazar günü, cumartesi ile pazartesi arasına sıkışmış, haftanın son günüdür. Ya da yoğun iş temposunda enerji depolamak için ayrılmış bir tatil günüdür. Veyahut tersi durum, rast makamında giden bir şarkının duraksamış halidir. Pazar günleri dört mevsim sevilir. Hele, "Mevsim bahar olunca, aşk gönüle dolunca, yaşamak ne güzel!" olunca daha çok sevilir."

Güzel bir cumartesiden sonra gönül rahatlığıyla güne merhaba diyoruz. Aheste aheste açılıyor gözler. Bir sağa bir sola dönüyoruz yatakta. Yeni kalksak da esniyoruz. Saate bakıp işe yetişme telaşı olmayışının farkedilmesi çok tatlı geliyor. Uykunun tadına varıyoruz. Güneş ışınları giriyor odaya perdeyi araladıkça. Işıkla oynanacak eğlenceli bir gün olacağını tahmin edip evden çıkıyoruz.

Pazar kahvaltısını yapıp, nereye gitsek diye düşünürken, Eskişehir mi, Çavdarhisar mı derken, Kütahya sokaklarında kısa bir gezinti yapıyoruz. Cumhuriyet caddesinde cami önünde güneşi iliklerinde hisseden yaşlı amcamız, bir yandan da simit yiyor. Keyfine diyecek yok.




Evvelde Kütahya' da ticaretin yapıldığı Saman Pazarı' nda bir kahvehaneye oturuyoruz. Muhabbet gırla gidiyor.










Güneş ışınlarının dik geldiği öğle vaktinde, yol kenarlarındaki gölgelere sığınarak merkeze dönüyoruz. Yol kenarında baloncuk tabancası ile oynayan bir çocuk fotoğraflarımızı baloncuklarıyla süslüyor.




Küçük bir dükkan ama sıkış depiş biblo dolu.

Hayatları hep askılarda geçen, aslında asılarak hayat bulan, sanki idam sehpasında bekleyen insan profili çizen bu tahta kuklalar birbirlerine bakıp hallerine gülüyorlar.




Kedi bandosu... Miyav miyav seslerini duyar gibiyim...




Bazen yapmacık gülücükler atmamıza rağmen, yapmacık ayı daha gerçekçi gülümseyebiliyor. Hayata gülümseyin!




Merkez Saka köyüne gitmeye karar veriyoruz. At, eşek, koyun, keçi, horoz, tavuk, sıcak insanlar ve doğal yaşam. İşte köyden çeşitli kareler...



















Ömrümüzden bir pazar daha eksiltiyoruz vesselam. Bütün keifli pazarlar sizlerin olsun!

25 Mart 2010 Perşembe

Huzurevi Ziyareti

"Hayatlarını kendileri idame ettiremeyecek yorgunlukta, 70' li, 80' li hatta 90' lı yaşlardaki amcalar ve teyzelerin, günlük ihtiyaçlarının karşılandığı bir yer huzurevi. Hayatı, zamana bağlı -t² + c fonksiyonu gibi düşünecek olursak görülüyor ki; yaşam süresi ikinci kez sıfıra yaklaştığında insanlar da tekrardan çocuk gibi davranıyorlar. Çocuk yaşlarda görülen heceleyerek konuşmalar ya da aynı sözü birçok kez tekrarlamalar ve sormalar, küçük hediyelere içten sevinmeler, basit konularda kıskançlıklar vb. davranışlar bu yaşlarda da görülüyor. Huzurevinde sanki bu kuramın doğruluğuna şahit oluyoruz."

Türk Telekom' um duyarlı etkinliği vesilesiyle huzur evini ziyarete gittik. Yaşlıların, kimsesizlerin gönüllerini almak, kısa bir süreliğine de olsa yalnızlıklarını unuttutmak, onları sevindirmek amacıyla düzenlenmiş bir etkinlikti. Telekom personelinin yoğun ilgi gösterdiği bu etkinliğin fazlasıyla amacına ulaştığını söyleyebilirim.

Kalplerde uzun yılların biriktirdiği acılar, sevinçler, endişeler, üzüntüler, neşeler, korkular, pişmanlıklar daha ne varsa hepsi yüzlerine yansımış. Yüzlerdeki her kırışıklığın, dudaklardaki burukluğun, gülümsemenin, gözlerdeki, kaşlardaki yorgunluğun, bitkiliğin, akıllarındaki düşüncelerin derin anlamları var. Kısa sohbetlerimizde bütün bu yüz ifadelerine tanık oluyoruz.









Her bir yaşlıya üzerinde ismi yazan baston takdim ediyoruz. Bazıları eski bastonlarını hemen bırakamasalar da bizlere dualar, teşekkür ediyorlar, çok seviniyorlar. Sevinçleri elmacık kemiklerinden okunuyor. Fasıl eşliğine güle oynaya zaman geçiriyoruz.




































Kısa süren ziyaretimizin ardından bizleri dış kapıya kadar ayakta ve güler yüzleriyle uğurluyorlar. Bizler de bu huzurlu ortamdan huzur içinde ayrılıyoruz.





22 Kasım 2009 Pazar

Cafer Kanka

"Cafer: Üniversitede tanıştığım, beraber çok zaman geçirdiğimiz, "kulakların çınlasın" diye şarkılar söylediğimiz, arkadaşlarının %80' i bayan olan, aralıkta askere gidecek, okul bittikten sonra hala sık sık görüştüğümüz bir kaç arkadaşımdan (dostumdan) biri..."



Cafer, aralıkta asker olacak. Emret komutanım diyecek. Silah elinde nöbet tutacak. Rap rap rap koşacak. İnşallah bu vatani görevini hayırlısıyla tamamlayıp gelecek...

Cafer, askere gitmeden 1 hafta izin alıp, önce üniversitemizi, ardından Ankara' daki kuzenini ziyaret etti. Bu haftasonu da benim misafirimdi. 2 gün boyunca bol bol muhabbet ettik. Son gün arkadaşlarla -Fatih (Müdür), Mustafa (Patron), Cafer (Kral) ve ben (Başkan)- geceden sabaha dek batak oynadık. Antalya' da hep batışına 5, batışına 6 diyerek alıyorlarmış ihaleyi galiba. Ama hep defasında da batıyorlarmış. :)

Bu karizmalar da müdürle patron.





Çok hoş vakit geçirdik. Nazar değmesin...

9 Kasım 2009 Pazartesi

2. FDT Gezisi - 1. Bölüm (Bahar Country)

"İlk gezimizde büyük keyif aldığım fotoğraf dostları ile benim katıldığım 2., FDT nin topluluk olarak düzenlediği 13. gezimizi İstanbul' a gerçekleştirdik. Günü birlik düzenlenen bu gezimiz de ilkini aratmayacak kadar eğlenceli bir o kadar da fotoğrafçılık açısından eğitici geçti. Yeni ılımlı, cana yakın arkadaşlarla tanıştık, dostane muhabbetler yaptık. Belki de FDT' nin en güzel yanı da bu; önceden hiç tanışılmamış ya da ismi duyulmamış birisiyle, ilk karşılaşmada çok sıcak diyaloglar kurulabiliyor. Bu sayede kısa sürede dostluklar, abi kardeş ilişkileri, hatta aşklar yaşanabiliyor."

İlk durağımız kahvaltı yapmak için uğradığımız Bahar Country'ydi. Burası İstanbul'un Avrupa yakasındaki Sarıyer ilçesinde yani boğazın kuzey batısında kalan, yemyeşil bir ormanın arasından uzun ince bir yoldan geçilerek varılan geniş bir arazi üzerinde bulunuyor. Bu dinlendirici mekanda keyifli bir pazar kahvaltısı yapma fırsatı bulduk. Şansımıza sabaha kadar yağan yağmur kesilmiş, temiz, ferah ve bol güneşli bir hava karşılamıştı bizi.



Kır ve orman havası verilen bu mekanda tavuk, horoz, kaz gibi kümes hayvaları da besleniyor. Bir de maymuncuklar var tel örgülerin arasında yaşayan. Kümeslerinden çıkan özgür tavuk, horoz ve kazların seslerini duydukça hüzünlenen, tel örgülerden nasıl olur da, ne yaparım ben de çıkarım diye kahrolan düşünceli bir maymun...



Gezi sırasında her durulan, mola verilen yerde, belki bir gelenek olan fotoğraf dostlarının portre çalışmaları bu rahatlatıcı alanda da vardı. İşte bir fotoğraf dostunun kahvaltı tabağı üzerindeki gül şekli verilmiş bir domatesi makro çekerken...



Yine fotoğrafçıları başına toplayan bir FDT üyesi...



Güzel bir pazar kalvaltısı ardından Galata Kulesi' ne doğru yola çıktık. Yol üzerinde Koca Mimar Sinan' nın yaptığı, zamanında İstanbul' a su taşıyan devasa su yolu kemerinin altından geçtik ve ötesinde otobüsten inip hemen fotoğrafladık.

Blog Listem

Blogger tarafından desteklenmektedir.